Nâbizâde Nâzım

Nâbizâde Nâzım {1862-1893}

Tanzimat sonrası ve Servet-i Fünun dönemi arasında eser veren ve ”ara nesil” olarak anılan topluluğa bağlı yazarlarımızdan olan Nâbizâde Nâzım, İstanbul’da doğdu.Tam adı Ahmet Nazım’dır.Sıbyan Mektebinden sonra Beşiktaş Askeri Rüştiyesinde eğitim gördü.1878 yılında buradan topçu teğmen olarak Erkan-ı Harbiye Mektebine geçti.Oradan 1886’da kurmay yüzbaşı rütbesiyle mezun oldu.

Bir müddet Harbiye Mektebinde matematik ve askerlik dersleri verdikten sonra Erkan-ı Harbiyede (Genelkurmay) görev aldı.Askerlik mesleğiyle ilgili araştırmalar yapmak amacıyla iki yıl Suriye’de bulundu.İstanbul’a döndükten sonra, daha evliliğinin ilk aylarında kemik veremi hastalığına yakalandı.Bir yıla yakın Haydarpaşa Hastanesinde tedavi gördü; fakat hastalığı atlatamayarak orada vefat etti.Kabri Üsküdar’da Karacaahmet Mezarlığındadır.

Nâbizâde Nâzım, edebiyat alemine ilkin şiirle atılmış, sonraları ise roman ve hikâye türünde eserler vermiştir.Realist ve natüralist tarzda roman ve hikayeler kaleme alan sanatçı, on yıllık yazı hayatında sayısı on dördü bulan hikâye ve roman sahibi olmuştur.Özellikle ”Karabibik” adlı uzun hikayesi realizmin Türk edebiyatındaki ilk başarılı örneklerinden kabul edilmiştir.Bu eser aynı zamanda edebiyatımızdaki ilk ”köy romanı” niteliği de taşımaktadır.

Mart 1891’de yayın hayatına atılan Servet-i Fünûn dergisinin ilk yazarlarından da olan Nâbizade Nâzım, 1889-1892 yılları arasında bir kitapçı için sade bir dille kaleme alınmış bir dizi uzun hikâye yazdı.Şiir, anı ve bilimsel konularda yazılar yazmış olan sanatçı, ayrıca Batılı yazarlardan yaptığı tercümelerle de edebiyatımıza katkılarda bulunmuştur.

Yazarın ”Zehra” adlı romanı ise ancak ölümünden birkaç yıl sonra yayımlanabilmiştir.Eser ilk önce Servet-i Fünûn dergisinde tefrika edilmiş daha sonra ise kitap halinde basılmıştır.Bu eser, yazarın realizm ve natüralizmi başarıyla uyguladığı bir romandır.

Nâbizade Nâzım, eserlerinde zamanına göre gayet sade bir dil kullanmıştır.Eserlerinin kahramanlarını kültür seviyelerine ve yaşadıkları çevreye uygun bir dille konuşturmuştur.Ancak eserlerinin tasvir bölümlerinde dış gözleme de önem vermiştir.

Eserleri

Hatıra-i Şerâb (şiir, 1880), Heves Ettim (şiirler 1885), Karabibik (roman, 1890), Zavallı Kız (uzun hikâye, 1890), Bir Hatıra (uzun hikâye, 1890), Sevda (uzun hikâye, 1891), Haspa (uzun hikâye, 1891), Yadigârlarım (çocukluk anıları, 1892), Seyyie-i sâmüh (hikâye, 1892), Zehra (roman, 1896).

Kaynak:Karabibik (Çağrı yayınları)

 

  • çok güzel olmuş
    teşekkürler.

  • edebiyat kitaplarında çokça görülen bir yazar..Teşekkürler