Milli Mücadele Dönemi

 Musul’u alayım siz beni divanı harbe verin

Cumhuriyet’in ilanının üzerinden henüz bir yıl bile geçmemişti. İngilizler, Irak’ta işgal ettikleri bölgeyi bir şekilde elde tutmanın hesaplarını yapıyordu.

İngiliz hükümeti, Lozan Anlaşması ile statüsü, yapılacak bir halkoylamasına bırakılan Musul’un geleceğini “garanti”ye almaya çalışıyordu. Hiçbir şekilde genç Cumhuriyet Türkiyesi’ne bırakılmasını istemiyordu.

Ağustos 1924’te, İngilizler’in kışkırtması ile Hakkari yöresinde yaşayan Nasturiler isyan etti.

Ortodoks Hıristiyanlar’ın bir kolu olan Nasturi aşiretinin reisi, Hakkari Valisi Halil Rıfat Bey’i esir aldı ve jandarma komutanı Binbaşı Hüseyin Bey’le 3 askeri şehit etti.

Bu olayın ardından bölge iyice karıştı. Tarihe “Nasturi İsyanı” olarak geçecek ayaklanma başlamış oldu. Hakkari yöresini karıştıran İngilizler, bir taraftan da Musul’a asker yığmaya çalışıyordu. Zengin petrol bölgesini ellerinden çıkarmamak için her yola başvunmayı göze aldıkları anlaşılmaktaydı.

ÇANKAYA’DA PAŞALARA YEMEK

Musul konusu, Ankara’nın gündemini çok yoğun olarak meşgul ediyordu. İç siyasetin de karışık bir dönem aldığı o günlerde, Cumhurbaşkanı Atatürk Çankaya Köşkü’nde kumandanlara bir yemek verdi.

Atatürk, bu ayaklanmanın kısa sürede bastırılmasına büyük önem veriyordu. Yeni devletin dünyaya gücünü göstermek için verilecek önemli bir mesaj olarak görüyordu.

Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) Müşir Fevzi Paşa’nın (Mareşal Fevzi Çakmak) tavsiyelerini de dinleyen Mustafa Kemal’in kafasında bir isim vardı: Cafer Tayyar Paşa (Eilmez).

Yemekte uzun süre o günlerin siyaset gündeminin ağırlıklı konuları konuşuldu. Rauf Bey’den (Orbay) sonra Başbakanlık koltuğuna oturmuş olan İsmet Paşa’nın, rakiplerini safdışı bırakmanın hesaplarını yaptığı günlerdi.

Birkaç gün önce, Birinci Ordu Müfettişi olan Doğu Cepheleri’nin muzaffer kumandanı Kazım Karabekir ve hemen ardından İkinci Ordu Müfettişi Ali Fuat Paşa (Cebesoy) görevlerinden istifa ederek milletvekilliğine dönmeyi seçmişlerdi. (Not: komutanlar o dönemde askerlik görevlerini bırakmadan milletvekili seçilebiliyordu.)

İç politikanın sıkıntılı bir hal aldığı günlerdi. Atatürk, yemekte Başvekil İsmet Paşa ile Ali Fuat Paşa’yı görüştürmek ve şiddetlenen iç politikanın gitmekte olan olusmuz seyrini değiştirmek istiyordu.

İNÖNÜ, DEVREYE GİRİYOR VE HER ŞEY DEĞİŞİYOR

Çankaya’dan daveti ulaştırmak için gönderilen isimler, bir türlü Ali Fuat Paşa’ya “ulaşamadı”. Entrikalarıyla Cumhuriyet Türkiyesi’ni bambaşka bir yöne sürükleyen İnönü devreye girmiş ve “Paşa bir türlü bulunamamıştı.”

Atatürk, Çankaya’da yemeğe geçmek için uzun süre Ali Fuat Paşa’yı bekledi. İnönü’nün entrikalarıyla, mesaj ulaşatırılamadığı halde, bu durum Gazi’ye daha farklı aktarıldı.

Mustafa Kemal, bu olayı uzun süre Ali Fuat Paşa’nın “davete katılmak istemediği için ortalıkta görünmemesi” şeklinde bildi.

O gece, geç vakitlere kadar iç politika konuları konuşuldu. Davetiler, Çankaya’dan bir bir ayrılırken, Gazi, Paşa Cafer Paşa’dan gitmemesini istedi. Mustafa Kemal, Makedonya harekatından beri Cafer Paşa’yı çok iyi tanıyordu.

Merkezi Diyarbakır’da olan 7. Kolordu Komutanı olan Cafer Paşa’nın da aklını Musul konusu meşgul etmekteydi. Hemen konuya girmeyi seçer:

– Paşam… İngilizler’in Musul’u bize, plebisit (referandum) yoluyla iade etmeyeceklerini siz de bilirsiniz. Bir teklifim var. Ben Nasturileri Musul istikametinde süreyim. Ani bir hareketle Musul’u işgal edeyim. İngilizler’in burada bize karşı koyacak güçleri olmadığını biliyorum.

Cafer Paşa’nın, bölgeyi çok iyi bilen subaylarla çok önceden keşif çalışmaları yaptırdığı daha sonra çok iyi bir şekilde anlaşılır. Nasturi ayaklanmasını bastırmak için hazırlıklarını tamamlamış olan Cafer Paşa konuşmasını sürdürür:

– Kaldı ki, olsa bile üstün İngiliz kuvvetlerini geri atmak tecrübesine sahip olarak bu işi Allah’ın lütfu ve inayeti ile başaracağımı bilirsiniz. Eğer bu harekatı emri vaki kabul ederlerse ne âlâ. Hiç olmazsa başka konularda tavizkar davranmaya mecbur kalırlar.

Cafer Paşa’nın farklı gelişmeler için alternatif önerileri de vardır. Onları da Gazi ile paylaşır:

– Bakarız ki durum kötüye gidiyor. Bu durumda benim yetkilerimi aştığımı açıklarsınız ve beni Divan-ı Harb’e verirsiniz. Ordudan uzaklaştırırsınız.”

İNGİLTERE’DEN SAVAŞ ULTİMATOMU

Daha sonra iki komutan önlerine Musul yöresini içine alan haritaları açtılar ve üzerinde geniş çaplı fikir alışverişinde bulundular.

Cafer Paşa’nın Mustafa Kemal’e ilave edeceği birkaç sözü daha vardı:

– Emri vakilerin bu memlekete neye malolduğunu bilirsiniz. Müttefiklerle aramızda halledecek birçok ihtilaflı mesele var. Misak-ı Millimizi tamamlayacak tedbirler ve neticeler üzerinde kuvvet ve hassasiyetimizi ispat, gelecek için çok faydalıdır. Bir daha böyle bir fırsatın ortaya çıkacağını sanmıyorum.

Gazi, kararını vermiş gibiydi:

– Bu konu aramızda kalacak Paşa. Bilhassa Başvekil duymasın.

Atatürk, daha sonra konuşmayı yeniden “komutan milletvekilleri” konusuna getirdi. Karabekir ve Ali Fuat Paşaların istifasını sordu. Cafer Paşa düşüncelerini açıkça ortaya koydu:

– Zat-ı devletlerince de malumdur ki, şahsiyet ve gayretleri sizce de malum olan bazı arkadaşlarımızla İsmet Paşa arasında nokta-yı nazar (bakış açısı) farkları var.

Atatürk, muhatabının sözünü kesti ve gülerek ilave etti:

– Yalnız İsmet Paşa ile mi? diye sordu. Cafer Paşa, bu soruşla komutanların kendisi ile de ihtilafı olup olmadığını öğrenmek istiyordu.

Cafer Paşa yine açık konuştu:

– Kesinlikle. Bu konudan emin olunuz.

Nasturi isyanını bastırmakla Cafer Paşa görevlendirildi. Harekata tam teşekküllü iki kolordu katıldı. Düşmanı kuşkulandırmamak için bu kuvvetlere yalnızca “7. Kolordu” denildi.

Cafer Paşa, ayaklanmayı kısa sürede bastırdı. Cafer Paşa’nın elde ettiği bu başarı, yeni devlete dünya çapında bir başarı sağladı.

Bu sırada İngiltere hükümeti Ankara’ya, “savaş mahiyetinde” bir ultimatom verdi. Bunun üzerine Meclis olağanüstü toplandı. İngilizler’in notasına, aynı sertlikte karşılık verildi. “Her türlü müdahaleye hazır” olunduğu ortaya konuldu.

Yedinci Kolordu’ya bağlı birlikler sınır boyunca konuşlandırıldı. Türkiye’nin tavrındaki kararlılığı gören İngiltere ileri adım atmadı.

Maalesef Musul konusu da Türkiye gündeminden çıkmış oldu.