Sözlükçü Redhouse’u Nasıl “İngiliz Mustafa” Yaptık ?

Redhouse deyince aklımıza meşhur İngilizce-Türkçe sözlük gelir. Bu sözlüklere adını veren James Redhouse kâbus gibi geçen çocukluk yıllarının ardından İstanbul’a gelerek çalışmaya başlamış ve dil konsunda pek çok esere imza atmıştı..William Redhouse, Biritanya Krallığının en şevketli çağında, 30 Aralık 1811 günü Londra’da doğdu. O devirde Britanya Krallığı hiçbir devlet tarafından üzerine çıkılmaz bir seviyeye erişmiş, büyük bir refah ve sömürgelerden akan servet ile ihtişam çağını yaşıyordu.Fakat böylesine debdebeli bir imparatorluğun çocuğu için hayat kötü başladı.
Disiplinsizlikten Okuldan Kovuldu
Henüz 5 yaşındayken babasını kaybetti. 8 yaşında katı disiplinli bir vakıf okulu olan Crist’s Hospital’a yazdırıldı. 1822’de doğrudan donanma’ya personel yetiştiren Matematik bölümünü seçen James denizcilik üzerine konuda muntazam bir eğitim görürken herşey bir anda altüst oldu.

Birkaç defa okuldan kaçması ve okul haricinde üniformasını çıkarması sebebiyle 1826’da disiplinsizlik suçundan okuldan atıldı. Aynı tarihte Osmanlı tahtında Sultan Mahmud Yeniçeri ocağını söndürüyor, köklü reformlar için kolları sıvıyordu.

Redhouse’a Padişah İhsanı

Redhouse 1830’da çalışmalarına başladığı Müntehabât‐ı Lügat‐ı Osmâniyye (Osmanlı lisanından seçmeler) adlı eserini 1853’de yazar adı belirtmeden İstanbul’da bastırır.

Osmanlı Arşivindeki bir vesikada adı “Müntehabât‐ı Türkiyye” olarak geçen bu sözlük münasebetiyle Padişah tarafından 10.000 kuruşla okşanır.

Hiç de azımsanmayacak bu mükâfat onun gayretini daha da arttırmıştır. Sözlük çalışmalarına zevkle devam eder.

1857’ye gelindiğinde “An English and Turkish Dictionary” (İngilizce‐Türkçe sözlük) adlı eserini Londra’da yayınlar. Gemici olduğundan bu sözlüğünde bütün denizcilik tabirlerini özenle izah etmiştir.

Dönemim padişahı Sultan Abdülmecid’e de sunulan bu en kapsamlı İngilizce‐Türkçe sözlük çok beğenilir. Redhouse’a bu yolda sarf ettiği hayli emek ve akçe karşılığı 15 Ocak 1857’de dönemin âdeti gereği 10.000 kuruş değerinde akıl almaz değerli taşlarla süslü bir enfiye kutusu hediye edilir.

Ayrıca yazarı desteklemek ve İngiltere ile dostluk kurarak ticaretin gelişmesini kolaylaştırmak için sözlükten; Bâbıâli, Bâb‐ı Seraskeri ve Tercüme odalarınca kullanılmak üzere elli nüsha satın alınır.

Redhouse gibi Osmanlı devleti ile münasebeti olan hatta zaman zaman patronaj gören bir başka doğu bilimci de Hammer’dir. Almanca tercümesini yaptığı Tezkiretü’ş Şuara, Gülşen-i Râz gibi eserleri saray’a takdim etmiş o da çok değerli mükellef ve müzeyyen bir enfiye kutusu ile mükâfatlandırılmıştır

Okuldan atıldıktan sonra gemilerde miço ve kamarot olarak çalışan genç james bir yandan da teorik eğitimini teknik sahada da görme fırsatı buldu. Çalıştığı gemi Akdeniz’e yaptığı bir seyahat sırasında İstanbul’a uğrayınca bir fırsatını bulup gemiden kaçtı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu’ndaki yılları başlamış oldu.
İngiliz İmparatorluğunun çocuğu, Osmanlı topraklarındaki baş döndürücü yaşantısına mütevazı bir şekilde adım attı. Tersanelerde tornacı olarak çalışmaya başladı. İşinde İngiltere’deki eğitiminin faydasını görerek teknik ve denizcilik bilgisiyle işinde öne çıktı ve Türkçeyi öğrenmekteki maharetiyle dikkatleri çekti.

Durmakızın Dil Öğrendi ve Çevre Edindi

Bu sırada Osmanlı reform asrının hararetli dönemlerinden biri yeni başlamıştı. Modern Türk ordusu kuruluyor, donanma ıslah ediliyor, muazzam bir imparatorluk için yeni bir düzene geçiliyordu. Bu dönemde İngilizlerin denizlerdeki üstünlüğü de kabul edildiğinden donanma okullarındaki Fransızca yerini İngilizceye bırakmıştı.
Devletin İngilizce tercüman ihtiyacı James Redhouse için tam bir fırsat oldu. Yetenekleri fark edilen james üst makamlara önerildi ve ilk önce Babıâli tercüme odasına alındı daha sonra teknik alana kaydırılarak Mühendishâne‐i Bahrî‐i Hümâyun’da yani Deniz Mühendishanesi’nde İngilizce dersleri vermeye başladı.
Diğer yandan Redhouse İmparatorluk başkentinin kültür ortamında akıl almaz bir gayretle dil öğreniyordu. Artık Türkçeye tam hakim olmuş, Arapça, Farsça ve dönemin gözde lisanı Fransızcayı öğrenmiş, halkın “Tatlı Su Frengi “ dediği İstanbul’da yerleşik Levantenlerden İtalyancaya aşina olmuştu.Yunancayla Almanca ise yeni yeni başlıyordu.
Redhouse Matematik bilgisi ve lisanlara olan ilgisi sayesinde çevresi günden güne genişleterek Babıâli ve Hariciye mensuplarıyla, Harbiye ve Bahriye mektebi hocalarıyla tanıştı. Bunun ilmi gelişimine faydası olduğu gibi devrin ileri gelen simalarıyla görüşmesine de imkân sağladı.Abdülmecid devrinin eli sopalı sadrazamı Hüsrev Paşa’yla bu dönemde dostluk kurdu. İstanbul’da artık “İngiliz Mustafa” diye anılıyordu.
Redhouse’un Londra’dan Sadrazam Fuat Paşa’ya göderdği mektuplar. Zarfın üzerinde Fransızca “Son altesse Fuat Pasha, ministre des affaires étrangères Le Grand Vezire à Constantinoplé” yazılı

İlk Türkçe Sözlüğünü Rusya’da Yazdı
1830’da Rusça öğrenmek üzere Rusya’ya gitti ve 3 sene kaldı. Müntehabât‐ı Lügat‐ı Osmâniyye (Osmanlı lisanından seçmeler) adlı İlk sözlük çalışmasına burada başladı. 1833’de İstanbul’a döndüyse de az bir süre sonra İngiltere’ye gitmek üzere yola koyuldu. Yolda Malta’ya uğradı ve oradan Londra’ya geçti. Hüsrev Paşa’nın tavsiyesiyle Osmanlı devleti tarafından Redhouse’a İngiltere’deki öğrencileri denetleme vazifesi verilmiş ve İstanbul ile ilişkileri anavatanında da devam etmişti.
1836’da evlendi. 1838’de Osmanlı başkentine dönerek Hüsrev Paşa’nın hizmetine girdi. Paşa, Sultan Abdülmecid’in padişah olması ile zorla Sadareti kapınca pek çok dile vakıf Redhouse’da onun tercümanı oldu. Bitmek tükenmek bilmez enerjisi ile bu vazifede koşturdu. En ikbal çağını yaşıyordu ki ünü imparatorluk ricali arasında iyiden iyiye yayılmış, İngiliz hükümeti nezdinde de tanınmıştı.
Yüzyılın tantanalı olaylarından birisi Osmanlı – Mısır Krizinde Bahriye şûrası (denizcilik komisyonu) üyeliğine tayin edilerek Avrupa devletlerinin Mısır’a müdahalesinde tercüme işlerini yürüttü. Buradaki pek çok cürmü küçük kadri büyük hizmetleri münasebetiyle Sultan Abdülmecid tarafından liyakat ve olağanüstü hizmet mükâfatı olarak, iftihar nişanı ile ödüllendirildi.
Redhouse bundan sonra hariciye nezaretine girdi. 1841 yılında Osmanlı-İran arasındaki sınır düzeltme müzakereleri başlayınca Avrupalı devletleri, bu arada İngiltere’nin temsilci bulundurduğu bir heyette tercüman kâtip olarak Erzurum’a gitti. 4 sene burada kalarak (Grammaire raissonée de la langue Ottomane) adlı Osmanlıca gramer kitabını yazıp yayınladı. Fakat eşi Erzurum’un çetin soğuğuna dayanmayarak hastalnan eşi Tedavi için İngiltere’ye döndü ama Redhouse’da Erzurum dönüşü terar Bâbıâli Tercüme odasında görev aldı.

Londra’daki Türk Talebe Müfettişi
…Osmanlı devleti İngiltere’ye ve sair Avrupa ülkelerine dil, fen ve teknik eğitim tahsili için öğrenci ve bazen de işlerinde maharet kazanmak üzere işçi ve personel gönderilmekteydi.
Bunlardan özellikle denizcilik sahasında çalışacakların çoğu da İngiltere’ye yollanıyordu. Devlet tarafından gönderilen bu Türk öğrencilerin Londra’daki sayısı özellikle Kırım Savaşı sırasında çok arttı. Bunlara maharetle nezaret edecek, ilk eğitimi verecek ve gerektiğinde devlet adına teftişte bulunacak bir şahsa ihtiyaç duyuluyordu.Londra’daki Osmanlı elçisinin tavsiyesi ve hükümetinde uygun görmesiyle Redhouse’a bu konuda vazife verdi. Böylece Osmanlı devletinin Londra’daki ilk Türk talebe müfettişi Redhouse olmuştu.

Osmanlı Devletiyle Bağlarını Koparmadı
1853’de sağlık sorunları gerekçesiyle, isteği üzerine Osmanlı hükümeti tarafından kendisine emekli maaşı bağlanır ve 43 yaş gibi bir olgunluk çağında ülkesine döner. Bu tarihten sonra zamanını daha çok Osmanlı hizmetinde biriktirdiği zihinsel sermayeyi kullanmaya ayırır.
İngiltere de Dışişleri bakanlığında doğu dilleri tercümanı olur. Sözlük çalışmalarına da iştahla devam eder. Bu yıllarında Osmanlı devleti tarafından, İngiltere’ye teknik eğitim ve dil öğrenmek için gönderilen burslu öğrencileri denetlemek üzere müfettiş tayin edilir.
Böylece Osmanlı devleti ve elçiliği ile bağları hemen hiç kopmadan devam eder. (1856)
1867’de Redhouse hayatının son demlerine kadar meşgul olacağı Osmanlıca kelimelerin etimolojik kökenini veren Külliyât-ı Azîziyye fi’l-Lugati’l Osmâniyye adlı hacimli bir çalışmaya başlamış hatta bunun için zaman zaman Osmanlı Hükümetine mektup yazarak maddi konuda ve baskısı hususunda yardım istemiştir. Son yıllarında da Osmanlıca ve doğu Türk lehçeler sözlüğü hazırlamakla uğraşmıştır.
İddia Edildiği Gibi Müslüman Oldu Mu? 
Donanmada görev aldığı gençlik döneminde bahriyeliler arasından İngiliz Mustafa namıyla şöhret bulsa da sözlükçü Redhouse bazı kaynakların iddia ettiğinin aksine Müslüman olmamıştır. Arşiv kaynaklarında “Redhouse” veya “Redhouse el-İngilizi” olarak geçmesine karşın hiçbir yerde kendisinden “İngiliz Mustafa” olarak bahsetmez. Basılı Türkçe eserlerinde de ismini Redhouse el-İngilizi şeklinde yazar.
Meşhur şair Abdülhak Hamid hatıratında Redhouse’dan şöyle bahseder; Londra’dayken İstanbul’u özledikçe Redhouse’u görmeye giderdim. Simaca, kıyafetçe adeta bir İstanbul beyefendisiydi ve bir Eyüpsultan’lı gibi sohbet ederdi. Seksen küsur yaşına rağmen Türk illerindeki mazisinden bahsederken gözlerine bir gençlik parıltısı gelirdi.
Bu beyaz çınar 2 defa müdahale gördükten sonra devrilmiş, kısa bir hastalığın ardından da uzun ömrüne veda ettiğini kadim dostu Mr. Hyde Clark bildirmişti. Sefir Paşa ve bütün sefaretçe cenazesinde bulunduk. 
Fakat Hyde Clark’ı ne kilisede nede mezaristan’da göremedim. Daha sonra Clark’a neden cenazeye katılmadığını sorunca “ben ancak kendi cenazeme katılırım” cevabını aldım “
Sir James W. REDHOUSE
….
1811’de Londra’da doğdu. 5 Yaşında babasını kaybetti. 8. Yaşında iken yetimler için eğitim veren, sert disiplinli bir denizcilik okuluna kaydoldu. Bir süre sonra disiplinsiz ithamıyla buradan çıkarıldı.

1826’de Kamarot olarak bir ticaret gemisine girdi ve gemi İstanbul’a uğradığında işinden ayrıldı. Daha sonra İstanbul yılları ve Osmanlı hizmetinde geçirdiği günler başladı. …
Erzurum’a, Rusya’ya, Malta’ya ve Osmanı hükümet görevlisi olarak tekrar İngiltere’ye gitti. Diplomatik meselelerde üst görevler aldı. İftihar nişanı ve pek çok hediye ile taltif edildi

1853’de emekli olarak İngiltere’ye döndü. Cambridge Üniversitesinde fahri doktora titri, 1888’de Kraliçe Viktoria’dan şövalyelik (Sir) nişanı aldı. 1892’de Londra’da öldü.


Hayatı boyunca Britanya tahtında 4 Kral, Osmanlı tahtında 5 padişah görmüş, Osmanlılar ile ilişkileri çok iyi olmasına rağmen İngiliz hükümeti ile pek geçinememiştir. Belki de bu yüzden Encyclopedia Britaninca’ya biyografisi konmamıştır.

Başlıca Eserleri
Redouse’un; İngilizce-Türkçe sözlük, etimolojik Osmanlıca Sözlük, Osmanlıca gramer kitabı, Osmanlıca cep kitabı vs . dil ve sözlük çalışmaların yanı sıra Kral IV. William’ın Sultan Mahmud’a hediye ettiği İbn-i Battuta Seyyaha namesinin Türkçeye aktarılmasına yardımcı olmuş, Fransız ormanlılık kanun ve nizamnamelerini çevirmiştir.
Esmaü’l Hüsna’yı, Hz. Muhammed için yazılmış Bürde kasidesini, Mevlana’nın Mesnevi’sini ve bugün Osmanlı tarihi kaynakları arasında kullanılan Eflaki’nin Menakıbü’l‘ârifin eserinden bazı pasajları İngilizceye tercüme etmiştir. Türkçeye İncil tercümesi yaptıysa da misyon tarafından beğenilmeyerek basılmamıştır.
Osmanlı Bilimler Akademisine Üye
1851’de Fransız Akademisi örnek alınarak kurulan Encümen‐i Daniş’e (Bilimler Akademisi) kırk Türk üyenin yanında; Hammer, Bianchi gibi doğu bilimcilerle beraber Redhouse’da üye seçilir.
Sonradan Encümen‐i Daniş yerine Cemiyet‐i İlmiye‐i Osmaniyye kurulunca Dönemin en mümtaz şahsiyetleriyle beraber Redhouse da buraya âza kaydedilir. Akademik alanda gerekli kitapların hazırlanmasına, batıdakilerin tercüme edilmesine katkıda bulunur.
Türkçenin Latin Harfli Sözlüğü
Redhouse sadece Sözlüklerle uğraşmaz halk için kitaplarda yazar. Ancak Kırım savaşı patlayınca İngiltere’de Osmanlı prestiji yükselir, sözlüklerine ilgi artar.
Fırsattan yararlanarak özellikle İngiliz subayların kullanımına yönelik gündelik Türkçe üzerine Latin harfleriyle bir cep kitapçığı hazırlar. Bu kitap çok tutunca hemen yenisini hazırlamak üzere kolları sıvar. Kitapta Türkçeyi Arap harfleri yerine Latin harfleri ile yazmıştır. Bu günkü Türkçeye özgü latinize harfler henüz türetilemediğinden kelimelerin imlası da ilginçtir.
Kitapta; “Cheleby (Çelebi), Khan (Han), Baghce (Bahçe), Fagir (Fakir) , Hanoum (Hanım), Faqad (Fakat), Serai (Saray) Ghayretsiz (Gayretsiz), Menghene ( Mengene) Turshu ( Turşu) “ şeklinde yer alır.

Kaynak:Bu yazı 27 Haziran 2010 HaberTürk tarih Sayı 5 ‘de yayınlanmıştır.