Sened-i İttifak

2.Mahmut

Osmanlı devlet idaresinde padişahın mutlak otoritesini sınırlama gayesini güden bir belge olması yönüyle Sened-i İttifak’ın, Modern Türk Devleti’nin gelişme tarihindeki ilk “amme hukuku kaidesi” kabul edilebileceği ileri sürülmektedir.Akdi bir belge olan Sened-i İttifak, Rumeli ve Anadolu’da kök salan ve adeta bağımsızlıklarını ilan eden hanedan ve ayanlar ile, Osmanlı Merkez Yönetimi arasında bir anlaşma niteliğindedir. Padişah II. Mahmut döneminde, Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa’nın çabaları sonucu yapılan davete uyarak İstanbul’a gelen bazı ayanlar ve hanedanlar ile Ekim 1808’de yapılan toplantı sonucu hazırlanmıştır. Ayanlar, Hanedanlar ve Alemdar Mustafa Paşa’nın katkıları ile ortaya çıkan bu belgeye, Merkezi Yönetim adına ulema, devlet ileri gelenleri ve askeri şefler, ayan adına da dört hanedan temsilcisi imza atmışlardır.Anılan akdi belgeyle, padişah ile ayan ve hanedanlar karşılıklı bazı taahhütler altına girmekte idiler. Ayan ve hanedanlar padişaha sadakat, padişah ise ayan ve hanedanlara teminat verme taahhüdünde bulunuyordu.

da dört hanedan temsilcisi imza atmışlardır.Anılan akdi belgeyle, padişah ile ayan ve hanedanlar karşılıklı bazı taahhütler altına girmekte idiler. Ayan ve hanedanlar padişaha sadakat, padişah ise ayan ve hanedanlara teminat verme taahhüdünde bulunuyordu.

Başlangıç bölümü (bidace), 7 madde ve bir ek (zey)den oluşan Sened-i İttifak ile padişah, ayan ve hanedanların hayatı, mal ve mülkleri üzerinde keyfi işlemlerde bulunmama sözü vermekte, ayanların egemenliklerini tanıyarak, hanedanlık haklarının babadan oğla geçmesini kabul etmektedir. Buna karşılık hanedan ve ayanlar da padişah otoritesine bağlılık ve birlik sözü vermektedirler. İki taraflı bir belge, bir misak ya da sözleşme niteliğini taşıyan Sened-i İttifak bir anayasa değildir. Ancak, Türk anayasacılık tarihinde önemli bir belgedir. Sened-i İttifak’ın oluşum tarzı konusunda yazarlar arasında görüş birliği bulunmamaktadır. Bir grup yazar belgenin Merkez dayatması olduğunu ileri sürerken, karşıt grup tam aksini iddia ederek, ayan dayatması olduğunu ifade etmektedir.

Sened-i İttifakın yaptırımı ahlaki ve dinidir. Taraflar belgeye bağlılıklarını Allah ve Peygambere yemin ile garanti altına almışlardır. Bağlayıcılığı sürekli kılmak için belgenin Divan-ı Hümayun kaleminde saklanması, Padişah ve ilgililere birer nüshanın verilmesi, her yeni sadrazam ve şeyhülislam tarafından imzalanması gibi usuller öngörülmüştür. Padişah yemin dışı bırakılmakla beraber, devlet ricali ve sadaret makamının verdiği sözler, padişah tuğrasının belgeye konulması suretiyle gösterilen onay, padişahın da belgeye bağlandığı anlamına gelmektedir. Sened-i İttifak’ın mimarı kabul edilen Alemdar Mustafa Paşa’nın tasfiyesi ve ayan etkisinin kırılması sonucunda hükümsüz hale gelmiştir. Merkezi otoritenin mutlak egemenliğine getirdiği sınırlamalar nedeniyle, her şeye rağmen Sened-i İttifak hukuksal devlet düzenine yönelik gelişmelerin ilk adımlarından sayılmaktadır. Pratikte hiç uygulanabilme şansı olmamasına rağmen, düşünce boyutunda dahi, mutlak otoritenin sınırlanabileceği gerçeğini gözler önüne sermiş olması hukuk devleti yönünde önemli bir gelişme olarak kabul edilmelidir.