Pençik Oğlanları Ne Demektir?

I. Murad’dan Fâtih Sultân Mehmed zamanına kadar Yeniçeri Teşkilâtının ihtiyâcı olan gençleri temine yarayan pençik oğlanlarıdır. Pençik oğlanları ne demektir ve nasıl devşirilir? Bunu biraz izah etmeliyiz.
Bilindiği gibi, İslâm’a göre savaş esirleri ganimetlerden sayılmaktadır. Ganimetin beşte biri ise, Kur’ân’ın emriyle devlete aittir. Devlet, bu beşte birlik hakkında, kamu yararına uygun olarak istediği gibi tasarrufda bulunur. İşte genel olarak Osmanlı hukukunda devletin bu beşte birlik Kur’ân’la sabit olan hakkına Farsça olarak penç-yek (1/5) ve halk dilindeki ifadesiyle pençik adı verilmiştir. İslâm Hukukuna göre, savaşlarda elde edilen esirler hakkında yapılacak muamele hususunda Müslüman devlet idaresi, en azından şu seçimlik haklara sahiptir:

1) Savaş hukukunun gereği ve İslâmiyeti yaymak gayesiyle gerekiyorsa devlet reisi onları öldürtebilir.
2) Müslümanlara hizmet etmeleri için onları köle olarak kullandırabilir.
3) Onlarla zimmîlik anlaşması yapabilir.
4) Hanefi mezhebinde tartışmalı olmakla birlikte, bedel (fidye) karşılığı onları salıverebilir.
İşte I.  Murad Hüdâvendigâr, büyük hukukçu Karamanlı Rüstem’in teklifi ve Çandarlı Kara Halil Efendi’nin meşruiyetini izah etmesi üzerine, harpte esir alınan erkeklerden beşte birini devlet hesabına ve asker ihtiyacını karşılamak üzere almayı kanun haline getirmiş ve bu tarihten sonra, bu usule yanlış telâffuzla pençik adı verilmiştir. Devlet, askerliğe elverişli olmayanlardan da pençik resmi almış, asker olarak alınanlara pençik oğlanı denmiştir.
Toyca denilen akıncı subaylarının ve akıncıların aldığı esirler, pençikçi denilen bir memur tarafından toplanıyordu. Acemi ocağının temelini bu pençik oğlanları teşkil ediyordu. Pençik oğlanları adıyla toplanan bu savaş esiri gençler, bir nevi devletin köleleri statüsüne sahip oluyor; ancak kendilerine köle muamelesi yapılmıyordu. Evvela Gelibolu’da ve sonra da İstanbul’da teşkil olunan Acemi Ocaklarına verilmeden evvel Müslüman ve Türk ailelerin yanına veriliyordu. Müslüman olup Türk terbiyesi aldıktan sonra da Acemi Ocaklarında askerî eğitim görüyorlardı. Burada askerî eğitim gören ve dolayısıyla yarı hürriyetine de kavuşan bu gençler, asırlarca Osmanlı Devletinin vurucu gücünü teşkil eden Yeniçeri Ocağının çekirdeğini oluşturmuşlardır.
Osmanlı Devleti, esirleri köle yapmak veya Avrupalılar gibi satmak yerine, hem onlara bir nevi yarı hürriyetlerini kazandırmış, hem de kendi rızalarıyla Müslüman olmalarını sağlamıştır. Bu şekilde devşirilen pençik oğlanlarının, zulümle veya haksızlıkla alakası yoktur. Bunun Kanunnâmesini neşretmiş bulunuyoruz. Ancak duraklama ve gerileme dönemlerinde, çok büyük zulümler yapıldığını Osmanlı Siyâsetnâmeleri’nden okuyoruz. Maalesef, pençikçiler, ailelerden zulmen oğlan aldıkları çokça meydana gelen bir olay olmuştur.
Kanunla düzenlenen bu mevzuyu merak edenler, Osmanlı Kanunnâmeleri adlı e-serimizde neşrettiğimiz Devşirme ve Pençik Kanunnâmelerini tetkik edebilirler.

İS. Devşirme Usûlü nereden ve neden çıkmıştır? Çocuklar zorla mı annelerinden alınmıştır?

Devşirmenin başlama sebeplerini şöylece özetlemek mümkündür:

1)  Yıldırım Bâyezid’in Ankara mağlûbiyetinden sonra fetihlerin duraklaması, hattâ muvakkaten gerilemesi sebebiyle yeniden esir elde edilememesi Acemi oğlan ihtiyacını arttırmıştır.
2) Ayrıca bugün Amerikan ordusunda asker olmak için can atan çok sayıda üçüncü dünya ülkesi vatandaşı insanların mevcut olduğu inkâr edilemediği gibi, o günün tek süper gücü olan Osmanlı Devletinin en önemli ordusu olan Yeniçeri Teşkilâtında görev almak için Müslüman ve Hıristiyan her çevreden talepler gelmeye başlamıştır.
3)  Bir diğer önemli sebeb de gayr-i müslimlerin askerlik edemeyişleri ve buna karşı cizye vergisi ödemeleri söz konusu olduğundan, gayr-i müslimler ve özellikle Osmanlı hayranı Bulgar, Arnavut, Bosnalı ve Ermenilerin Osmanlı Ordusunda görev alma arzuları gittikçe artış göstermiştir.
İşte bütün bu sebeblere dayanan Osmanlı Devleti, belli bir kanun ve kaide çerçevesinde, sadece gayr-i müslim Bulgar, Arnavut, Bosna yerlileri ve Ermenilerden, hem rızâları dahilinde olmak ve hem de belli bir kaide dâhilinde yapılmak şartıyla, her kırk haneden bir tane 14 ila 18 yaş arasında genci, Osmanlı Ordusunun temelini teşkil eden Yeniçeri Teşkilâtına girmek veya Saray’da önemli vazifeler yapmak üzere devşirmeye başlamıştır. Bu usule devşirme adının verildiğini ve bunun Kanunnâmesinin hazırlandığını görüyoruz.
Usûl hakkında bilgi vermeden evvel şu bir kaç hususun bilinmesinin zaruret olduğu kanaatindeyiz:
A)  Yeniçeri teşkilâtına girmek veya Saraya girmek önemli bir şeref olmasından ve hatta bu yolla Yeniçeri olan yahut Saray’a girenler, belli bir müddet sonra önemli mülkî ve askerî makamlara geldiklerinden dolayı, gayr-i müslim gençler ve ailelerin bunu arzuladıklarını açıkça görüyoruz. Diyârbekir Beylerbeyi ve sonradan da Mısır Beylerbeyi olan Hüsrev Paşa bu yükselenlere verilecek en bariz misâldir. Mimar Sinan devşirme yoluyla Mimarbaşlılığa kadar yükselmiştir. Hatta Müslüman Boşnaklar, Müslüman olduklarından dolayı kendi çocukları devşirilmeye tâbi tutulmadığından, ısrarla bu kanun gereği  çocuklarının  toplanmasını   kendileri  arzu  etmişlerdir.   Israrlı arzuları  üzerine, Müslümanlardan   sadece   Boşnaklar   devşirme   kanununa   tabi   olmuşlardır.   Bunlara Poturoğulları denmektedir.
B)  Bu devşirmeden kasıt, rızâsı dairesinde kalmak şartıyla önce Müslüman Türk a-ilelerin yanına verilerek Müslümanlaştırmak ve Türkleştirmektir. Ancak bunun zorla ve cebirle yapıldığına dair bir şikâyet söz konusu değildir. Belki devşirmeye tâbi olmayan Yahudi,  Rus ve Rumlardan neden bizden de almıyorsunuz? şeklinde sitemli arzuları vardır. Bu söylediklerimiz, yükselme dönemi içindir; gerileme döneminde devşirmecile-rin türlü türlü zulümler yaptıkları, maalesef doğrudur.
C)  Biraz sonra zikr edeceğimiz gibi, Avrupalıların anlattığı tarzda, küçük çocuklar ana ve babalarından zorla alınıyor değildir. Belki 14-18 yaşları arasındaki delikanlılar alınmaktadır.
D)   En   önemlisi   de   devşirme  yoluyla  Acemi   Ocağına   çocuğunu   veren   gayr-i müslimler belli vergilerden mu’âf tutulduklarından, kendi elleriyle ve hile yaparak ve hatta devşirme memuruna rüşvet vererek çocuğunu Acemi Oğlanı yapmaya çalışmışlardır.
E)  Bütün bunların yanında insan unsurunun girdiği hiç bir işte suiistimal olmaması mümkün görülmediğinden, bu konuda da bazı suiistimaller olmuş olabilir14.

Kaynak : Prof.Dr. Ahmet Akgündüz – Sorularla Osmanlı