Bir başka olur mavi kanlıların düğünü – Ekrem Buğra Ekinci

EN AVAM GELİN!
Kamuoyunda sempati ile izlenen Kate Middleton, kraliyet ailesinin az sayıdaki ‘avam’ gelininden biri olacak. Middleton “soylu” bir aileden gelmiyor. Middleton’ın babası Michael emekli harekât memuru, annesi Carole ise eski bir havayolu hostesi. Büyük büyük dedesi de bir madenci…

ASİL ASİLLE EVLENİRDİ
Avrupalı asillerin her istediğiyle evlenme lüksü yoktu. Aksi takdirde taht üzerindeki haklarını kaybederdi. 

PRENSİPLER DEĞİŞTİ
Prens William ile Kate Middleton’ın evliliğinde olduğu gibi artık bu katı prensipler tavan arasına atıldı.

Prens Charles ile Lady Diana’nın 1981 senesindeki düğünü bir peri masalı havasıyla geçti ve yılın düğünü sayıldı. Diana güzel ve zarif tavırları ile herkesin alâka ve beğenisini kazandı. Ancak evlilik saadet getirmedi. Diana, asil bir aileden gelmesine rağmen saray adabına uyamadı. Çift önce ayrıldı, sonra boşandı. Prenses, dedikodusu hâlâ bitmeyen bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Gazetecilerle iyi geçinmesi gerektiğini anlayan prenses, herkeste iyi bir nam bırakmıştı. Şimdi oğulları Prens William’ın düğünü var. Böylece ilk defa İngiltere tahtının vârisi, halktan biriyle evlenmektedir. Eskiden olsa izin verilmezdi. Ama artık devir değişti. Monarşi de zamana uymak zorunda kaldı. Vaktiyle mavi kanlılar, ekseriya siyasî sebeplerle ve memleket menfaati için kendilerini feda ederek bazen mutsuzlukla biten evlilikler yapardı.

GÖL PERİSİNİN HİLESİ
Avrupa asaletinde, imparator ve krallar ile hükümran prens, dük, marki ve kontlar birinci; hükümran olmayan prens, dük, marki ve kontlar ikinci; baron ve vikontlar üçüncü; senyör ve şövalyeler de en alt sınıfı teşkil eder. Bunlar ancak kendi sınıflarından biriyle ve hükümdarın iznini alarak evlenebilir. Aksi takdirde bu evlilik hukuken muteber olmakla beraber, morganatik sayılır. Bu kimse ve çocukları taht üzerindeki haklarını kaybeder, karısı da kocasının unvanını alamazdı. Meselâ bir kralın oğlu, bir baronun kızıyla evlense, bu evlilik morganatik olurdu. Düğünde damat gelinin sol elini tuttuğu için buna Sol El Evliliği de denir. Morgana, İlk Çağ Avrupa mitolojisinde erkekleri hileyle Avalon’a çekip burada tutan göl perisine verilen isimdir. 
Asiller, geleneğe uygun evlilik yaptıkları halde, çocuk sahibi olmadıkları zaman boşanamamış; metres tutmaya mecbur kalarak geride pek çok gayrimeşru çocuk bırakmıştır. Mesela 1830-1837 arası İngiltere Kralı olan IV. William’ın çocuğu olmadı. Ama tanınmış bir tiyatro aktrisi olan metresi Mrs. Jordan’dan 10 tane çocuğu doğdu. Hiçbiri tahta çıkamadığı için, taht, yeğeni Victoria’ya kaldı. Çok kadınla evlilik kabul edilmediği için, bu gelenek, Avrupa hanedanlarının çoğunun soyunun kesilmesine, tahtın veraset yoluyla ecnebi hanedanların eline geçmesine sebebiyet vermiştir.

YA EVLİLİK YA TAHT!
İngiltere’de 1772 tarihli Kraliyet Evlilik Kanunu, yabancı ülkeden biriyle evlenen prensesler dışında, Kral II. George’un soyundan gelen herkesin hükümdardan izin almasını gerektirir. Aksi takdirde 25 yaşını bekleyip kraldan izin alması gerekmeden, yazılı olarak bildirdiği talebini parlamentonun 12 ay içinde reddetmemesi üzerine evlenebilir. Kanun, Kral III. George’un kardeşi Henry’nin halktan biriyle evliliğini tasvip etmemesi üzerine çıkarılmıştır. Ayrıca Anglikan Kilisesi boşanmayı kabul etmediği için, hanedan mensupları, boşandığı eşi hayatta biriyle evlenemezler. Kraliçe’nin amcası VIII. Edward, uçarı ve çapkın bir kraldı. İki kocadan dul Amerikalı Mrs. Simpson’a âşık oldu. Ancak ailesi ve hükümet kralın evliliğine karşı çıktı. Kral, aynı zamanda kilisenin başı olduğu için, parlamento izni vermeyince, 1936’da 10 ay kaldığı tahttan feragati tercih etti.
Kraliçe’nin kızkardeşi Prenses Margareth, babasının muhafız subaylarından Albay Townsend’e âşık oldu. Albay, yakışıklı, dindar, hassas ve idealist kişiliğiyle kendisini sevdirdi. Fakat dul oluşu iki âşığın kavuşmasını engelledi. Kraliçe, monarşinin zaten zayıflamış itibarını düşünerek bu evliliğe izin vermeye yanaşmadı. Topu parlamentoya attı. Parlamento evliliğe izin vermedi. Prenses de vazifeyi aşkına tercih etti. Saraylılardan birisi “Kraliyet ailesine âşık olmak her zaman büyük bir hatadır” demiştir.
1701 tarihli Kraliyet Verâset Kanunu taht vârislerinin ve eşlerinin Anglikan Kilisesi’ne mensup olmasını arar. Kraliçe’nin kocası Prens Philip, Ortodoks Kilisesine mensuptu. Evlenince Anglikan Kilisesi’ne geçti. Ne var ki Prens Charles’ın şimdiki eşi Camilla da boşandığı kocası hayatta olan bir kadındır. Bu sebeple Prens kilisede evlenemedi. Acaba bu tahta çıkmasını engeller mi? İngiltere’de boşanma epeydir serbest. Amme efkârı artık buna pek takılmıyor.

Tahtı göremeden öldü
Eski müttefikimiz Avusturya İmparatoru Franz-Joseph’in oğlu Arşidük Franz Ferdinand, Çek asıllı Chotek Kontesi Sophia ile evlenmişti. İmparator oğluna söz geçiremedi. Bu morganatik evliliğin, taht üzerinde hakkı bulunmayan meyveleri için Hohenberg Prensliği titrini ihdas etti. Zavallı Prens tahtı göremeden Bosnasarayı‘nda bir Sırp terörist tarafından öldürüldü. Bu cinayet, I. Cihan Harbi’nin sebebidir. 
Romanov hanedanı mensupları ancak kendi eşitleri olan soylularla çarın rızasıyla evlenebilir, eşlerinin de Rus Kilisesi’ne mensup olmaları gerekirdi. İngiltere Kraliçesi Victoria’nın torunu Alexandra, son Rus Çarı II. Nikola ile evlendikten sonra Protestanlıktan ayrılmış, üstelik sofu bir Ortodoks olmuştu. Avrupa hanedanlarının “Şarklı” bulduğu için evlenmeye pek sıcak bakmadığı Romanovlarda o kadar morganatik evlilik vardır ki, bugün monarşi devam etseydi, tahta çıkacak adam bulmak zor olurdu. 
Holanda’da hanedan mensupları evlenmek için parlamentodan izin almalıdır. Geçenlerde Holanda Prensi Johan-Friso, daha evvel bir uyuşturucu patronu ile münasebeti olduğu söylenen halktan bir kızla evlenmek istedi. Kız, kimliğini öğrenince adamdan uzak durduğunu söylese de, bunun mesele çıkaracağını tahmin eden prens, taht üzerindeki haklarından vazgeçmek pahasına parlamentodan izin almadan evlenmeyi tercih etti.